Ev  /   GELENEĞİN DİLİ İLE SEVMEK ZAMANI

GELENEĞİN DİLİ İLE SEVMEK ZAMANI

Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi, varlığa bakışın ve de bu bakışın sanat eserine nasıl dönüşebileceğinin önemli bir örneği.  Film, geleneğin var ettiği formların ne tür yaklaşımlar ve kodlar üzerine inşa edildiğine dair düşünmek için de bir zemin sunuyor.

Estetik yaklaşımımızı belirleyen anahtar kavramlardan biri olan soyutlama, sanatta özün şekilden arındırılması noktasında benimsenen bir tavırdır. Bu tavırla, varlığın büyük bütüne -tevhid- şahitlik etmesi mümkün olur. “Soyutlama, sanatın, bir yandan (biçim)e, bir yandan da kalıcılığı bütünüyle aramaya yönelen ilkesidir.” Sanata konu edilecek malzemenin kendi varlığından arındırılması gereklidir. Aksi, sanatçının hem bir direnişle karşılaşmasına sebep olur hem de sanat malzemesinin özneleşmesine ve asıl ilgiyi üzerine almasına yol açabilir. İlginin sanat malzemesinde kalması ise büyük bütünü dillendirecek nefesin dışarı çıkmasını engeller. Yani özetle” Modelin direnişini kırmadır soyutlama. Onun doğayla bağı kırılmadıkça, oradan kuvvet almadıkça sanatçıya baş eğmez, teslim olmaz. Demek ki, sanatçının ilk ve uzun uğraşı soyutlamadır…

İkinci ve eserin oluşunu bütünleyen işi de, kendi ruhunu, o soyutlanıp da hazır hale gelmiş eser tablosuna üflemektir.” Soyutlama ile şeklinden arındırılan ve değişmez öz biçimi elde edilen varlık stilize edilmiş olur. Varlık bu haliyle, artık sanatçının emrindedir. Tabi sanatçı da, ilgiyi üzerine alma yanlışına düşmemelidir. Sadece üzerine düşeni yapmalı ve elindeki hünerle dilsiz ve sabit varlığın büyük bütünü dillendirmesine yardımcı olmalıdır. Bu konuda kendisi ile ilgili tanımlanan görevleri yerine getirmelidir.”…bütün Müslüman sanatçıların algı ve anlayışlarının merkezinde tevhid ilkesi yer alır. Eşyayı maddi ve duyusal bağlarından koparma demek olan soyulama, üsluplaşırma ve tekrar, İslam sanatının bu tevhid ilkesini gözeten bir tezahürüdür.”

Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi buraya kadar çerçevesini çizdiğimiz estetik eğilimin örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Halit Refiğ’in “Tabiatı belli bir duyuşa uygun bir biçimde nakış gibi işleyen fotoğraflarının yanında, oyuncularının minyatürlerdeki gibi değişmez yüz ifadeleri, gereksiz üçüncü boyuttan arınmış iki boyutlu çizilmiş kişileriyle “Sevmek Zamanı” geleneksel Türk sanatının en güzel örneklerinden biri …” şeklinde tarif ettiği bu filmde, yukarıda değindiğimiz estetik algının tezahürünü de görmek mümkün. Film özetle şu şekildedir: Arkadaşı Mustafa ile boyacılık yapan Halil, Büyük Ada’da boyadıkları evin duvarında asılı olan fotoğrafa âşık olur. Fotoğraf Meral adında bir kıza aittir. Meral bu durumu fark eder ve o da Halil’e âşık olur. Fakat Halil, Meral’in duygularına karşılık vermez. Ve kendisinin Meral’e değil de fotoğrafına âşık olduğunu savunur. Meral ısrarcı olur. Halil, sonunda ikna olur fakat karşılarına bu defa da Meral’i seven Başar çıkar. Zaten sınıfsal olarak da birbirlerine denk olmayan Meral ve Halil evlenemez. Başar’la evlenecekleri gün Meral, Halil’e kaçar. Başar, Meral ve Halil’i öldürür. Filmde âşık olunan fotoğraf, Halil’in kendisine anlam yüklemesine, imkân vermesi açısından, yukarıda değindiğimiz stilize edilmiş şekle denk gelmektedir. Nasıl ki bir çiçeğin stilize edilmiş, yani biçimi alınıp özü biçimleştirilmiş hali, penc veya goncagül ise; Halil’in “değişmez” olarak ifade ettiği bu fotoğraf da adeta, bir kadının stilize edilmiş biçimidir.  Penc ya da goncagül tezhipte muhatabına sonsuz bir müdahale ve kullanım alanı açar. Sanatçı kendi üslubu ile sonsuz bir hareket alanında, çizimler gerçekleştirir. Fotoğraf da Halil’e bu imkânı vermektedir.

Halil, fotoğrafın karşısında oturmakta ve fotoğrafa ruh algılarının sınır(sızlık)ları ölçüsünde anlamlar yüklemektedir. İzlemenin değil temaşanın, yani seyre kendi deneyimini katmanın peşindedir. Haz yaşatmanın ötesindeki bu tecrübe, yani “Temaşa hali bir hayret, hatırlama, aydınlanma, yatışma ve huzura kavuşma tecrübesi, kısaca, bedii bir tecrübedir. ”Filmde Halil’in içinde bulunduğu temaşa hali; suretin, sîretin önüne geçmesi ile kesintiye uğrar. Ve stilize edilmiş bir varlığın temaşası ile, büyük bütüne doğru süren yürüyüş durmuş olur. Fakat Halil ile Meral’in öldürülmeden evvel fotoğrafı suya bırakmaları, bizlere bu temaşa halinin sürdürülmesi noktasında, açık bir kapı bırakır.


Okuma Tavsiyesi:

  • Sezai Karakoç, Edebiyat Yazıları 1, Diriliş Yayınları, İstanbul-Mayıs2007
  • Turan Koç, İslam Estetiği, İSAM Yayınları, İstanbul-Aralık2010
  • Halit Refiğ, Ulusal Sinema Kavgası, Dergâh Yayınları, Haziran 2009


GELENEĞİN DİLİ İLE SEVMEK ZAMANI