Ev  /   Post type shortcode

Post type shortcode

Latest blogposts

BBC BELGESEL DİLİ: ASIL GERÇEK KURMACADIR
BBC BELGESEL DİLİ: ASIL GERÇEK KURMACADIR

Belgesel sinema söz konusu olduğunda akla artık BBC fenomeni geliyor. BBC belgesellerini uyandırdıkları ilgi açısından fenomen kelimesi ile nitelemek yetersiz bir anlatım hatta. Belki kült dememiz gerekiyor. Gerçeğe sadık kalması ile değer kazanan belgesel türünün, gerçeğe olabildiğince mesafeli bir anlatım kullanmasına rağmen bu ilgiyi nasıl uyandırdığı ise can alıcı bir soru.

GELENEĞİN DİLİ İLE SEVMEK ZAMANI
GELENEĞİN DİLİ İLE SEVMEK ZAMANI

Sade bir yaşantıyı sürerken ya da devasa bir sanat eserini ortaya koyarken eylemlerimizdeki akış, hakikate doğrudur. Hakikat, çokluktaki birlikte ittifak etmektir. Dâhil olduğumuz medeniyet alanının estetik tavrı da buna yöneliktir. Sonsuz bir akış içerisinde şekli, sınırları yitirip anlamlı bir sonsuzluğa teslim olmak. Biçimden soyutlanıp özü, mutlak biçim kabul etmek. Estetik yaklaşımımızı belirleyen anahtar kavramlardan biri olan soyutlama, sanatta özün şekilden arındırılması noktasında benimsenen bir tavırdır. Bu tavırla, varlığın büyük bütüne şahitlik etmesi mümkün olur. “Soyutlama, sanatın, bir yandan (biçim)e, bir yandan da kalıcılığı bütünüyle aramaya yönelen ilkesidir.” Sanata konu edilecek malzemenin kendi varlığından arındırılması gereklidir. Aksi, sanatçının hem bir direnişle karşılaşmasına sebep olur hem de sanat malzemesinin özneleşmesine ve asıl ilgiyi üzerine almasına yol açabilir. İlginin sanat malzemesinde kalması ise büyük bütünü dillendirecek nefesin dışarı çıkmasını engeller. Yani özetle” Modelin direnişini kırmadır soyutlama. Onun doğayla bağı kırılmadıkça, oradan kuvvet almadıkça sanatçıya baş eğmez, teslim olmaz. Demek ki, sanatçının ilk ve uzun uğraşı soyutlamadır… İkinci, son ve eserin oluşunu bütünleyen işi de, kendi ruhunu, o soyutlanıp da hazır hale gelmiş eser tablosuna üflemektir.” Soyutlama ile şeklinden arındırılan ve değişmez öz biçimi elde edilen varlık stilize edilmiş olur. Varlık bu haliyle, artık sanatçının emrindedir. Tabi sanatçı da, ilgiyi üzerine alma yanlışına düşmemelidir. Sadece üzerine düşeni yapmalı ve elindeki hünerle dilsiz ve sabit varlığın büyük bütünü dillendirmesine yardımcı olmalıdır. Bu konuda kendisi ile ilgili tanımlanan görevleri yerine getirmelidir.”…bütün Müslüman sanatçıların algı ve anlayışlarının merkezinde tevhid ilkesi yer alır. Eşyayı maddi ve duyusal bağlarından koparma demek olan soyulama, üsluplaşırma ve tekrar, İslam sanatının bu tevhid ilkesini gözeten bir tezahürüdür.” Buraya kadar çerçevesini çizdiğimiz estetik eğilimin örneklerini gelenekli sanatlarda görmek mümkün ve kolay. Zaten gelenekli sanatlarda temaşa ettiklerimiz, bu estetik algının sonucunda ortaya çıkmışlardır. Bu algının tezahürlerini, yeni bir sanat olan film sanatında aramak ise göründüğü kadar kolay değil… Sinemamızda, Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı filmi, bu çerçevede değerlendirilebilecek sayılı filmlerden biridir. Halit Refiğ’in “Tabiatı belli bir duyuşa uygun bir biçimde nakış gibi işleyen fotoğraflarının yanında, oyuncularının minyatürlerdeki gibi değişmez yüz ifadeleri, gereksiz üçüncü boyuttan arınmış iki boyutlu çizilmiş kişileriyle “Sevmek Zamanı” geleneksel Türk sanatının en güzel örneklerinden biri …” şeklinde tarif ettiği bu filmde, aynı zamanda yukarıda değindiğimiz estetik algının tezahürünü de görmek mümkün. Film özetle şu şekildedir: Arkadaşı Mustafa ile boyacılık yapan Halil, Büyük Ada’da boyadıkları evin duvarında asılı olan fotoğrafa âşık olur. Fotoğraf Meral adında bir kıza aittir. Meral bu durumu fark eder ve o da Halil’e âşık olur. Fakat Halil, Meral’in duygularına karşılık vermez. Ve kendisinin Meral’e değil de fotoğrafına âşık olduğunu savunur. Meral ısrarcı olur. Halil, sonunda ikna olur fakat karşılarına bu defa da Meral’i seven Başar çıkar. Zaten konum olarak da birbirlerine denk olmayan Meral ve Halil evlenemez. Başar’la evlenecekleri gün Meral, Halil’e kaçar. Başar, Meral ve Halil’i öldürür. Filmde âşık olunan fotoğraf, Halil’in kendisine anlam yüklemesine, değişmezden yeni değişmezler türetmesine imkân vermesi açısından, yukarıda değindiğimiz stilize edilmiş şekle denk gelmektedir. Nasıl ki bir çiçeğin stilize edilmiş, yani biçimi alınıp özü biçimleştirilmiş hali, penc veya goncagül ise; Halil’in “değişmez” olarak ifade ettiği bu fotoğraf da adeta, bir kadının stilize edilmiş biçimidir.  Penc ya da goncagül tezhipte sanatçıya sonsuz bir müdahale ve kullanım alanı açar. Sanatçı kendi üslubu ile sonsuz bir hareket alanında, çizimler gerçekleştirir. Fotoğraf da Halil’e bu imkânı vermektedir. Halil, fotoğrafın karşısında oturmakta ve fotoğrafa ruh algılarının sınır(sızlık)ları ölçüsünde anlamlar yüklemektedir. Karşısındaki sabiti, yeni sabiteler yolunda seferber etmektedir. İzlemenin değil temaşanın, yani seyre kendi deneyimini katmanın peşindedir. Haz yaşatmanın ötesindeki bu tecrübe, yani “Temaşa hali bir hayret, hatırlama, aydınlanma, yatışma ve huzura kavuşma tecrübesi, kısaca, bedii bir tecrübedir.” Filmde Halil’in içinde bulunduğu temaşa hali suretin, sîretin önüne geçmesi ile kesintiye uğrar. Ve stilize edilmiş bir varlığın temaşası ile, büyük bütüne doğru süren yürüyüş durmuş olur. Fakat Halil ile Meral’in öldürülmeden evvel fotoğrafı suya bırakmaları, bizlere bu temaşa halinin sürdürülmesi noktasında, açık bir kapı bırakır. O temaşa haline biz kalınan yerden devam edebilir; değişmeze, doğaya ve suya karışıp büyük bütüne uzanabiliriz.

Merhaba dünya!
Merhaba dünya!

WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!

Image Post
Image Post

CMSmasters are wordpress themes, site templates and Web-design creators. Wordpress themes by CMSmasters is primarily creative design templates. In combination with a flexible functional, our products are incredible CMS solution for your website.

Latest projects

BİR SİNEMA KURAMIMIZ VAR (MI?)
BİR SİNEMA KURAMIMIZ VAR (MI?)

Sinemada kuramsal çalışmalar 1900'lerden itibaren başlar. Bir asırdan beri süregelen bu çalışmalar, filmin sanat olarak kabul görmesinin yolunu açmıştır. Gelinen noktada ciddi bir kuramsal birikimden ve o birikimin yol açtığı pratik film külliyatından söz etmek mümkündür. Türkiye Sineması açısından ise kuramsal çalışmaların oldukça geç bir dönemde başladığı ve daha çok yerlilik evrensellik temelinde, ideolojik bir bakışla sinemanın yorumlanmasından ibaret kaldığı görülür. 90'lardan itibaren gerçek anlamıyla kuramsal çalışmaların temeli atılır. Ayşe Şasa, sinemamıza kuramsal bakışı getiren öncü isimdir.

SİNEMA KUTSAL İLİŞKİSİ
SİNEMA KUTSAL İLİŞKİSİ

Sanatın mahiyetini ve anlamını belirleyen şey, sanatçının yöneldiği ufuktur. Hakikatin izini süren sanatçı zorlu bir sürecin sonunda, hakikat ışımalarına muhatap olup değerli bir sanat eserleri ortaya koyar. Yine sanatçı gerçeğin izini sürüp gerçekçi bir sanat eseri de var edebilir. Yahut daha çok politik olanla sınırlı bir ufka bakıp genellenmiş ve gerçeklik halini almış daha ‘donuk’ bir içerik ile eserini meydana getirebilir.